IMF’nin verileri, kamuya açık tokenize gerçek dünya varlıklarının toplam büyüklüğünün yaklaşık 65 milyar dolara eriştiğini gösteriyor. Bitget, Reality ve Keyring tarafından birlikte yürütülen araştırma da tokenize hisselerin zincir üzerinde oluşturulan bir strateji aracılığıyla simülasyonda yıllık yaklaşık yüzde 7 net getiri ürettiğini gösterdi.
TOKENİZASYONDA KULLANIM ALANI ÇEŞİTLENİYOR
Gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu (RWA), geleneksel finansal varlıkları blokzincir temelli sistemlerde temsil etmenin yolunu açarken, söz konusu varlıkların kullanım biçimlerine yönelik yeni tartışmalar doğuruyor. Hisse senedi ve borsa yatırım fonu gibi varlıkların dijital karşılıkları, alım satım işlemlerinin dışında teminat yönetiminde ve merkeziyetsiz finans (DeFi) uygulamalarında da kullanılıyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Ekim 2026 tarihli Küresel Finansal İstikrar Raporu’nda, tokenizasyonun işlem ve mutabakat aşamalarında yeni imkânlar sunabileceğini belirtti. Bununla birlikte rapor, kamuya açık tokenize gerçek dünya varlıklarının yaklaşık 65 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahip olduğunu aktarıyor. Yaklaşık 300 trilyon dolar büyüklüğündeki küresel sermaye piyasalarıyla karşılaştırıldığında bu tutar oldukça sınırlı bir düzeyde bulunuyor.
IMF’nin vurguladığı üzere tokenize piyasalar, geleneksel piyasalardan daha sığ ve daha oynak bir yapı sergiliyor; likiditenin farklı platformlar arasında dağılması da aynı varlığın farklı yerlerde farklı fiyatlarla işlem görmesine neden olabiliyor. Raporda, ölçeğin büyütülmesi için dört ana koşul sıralandı: hukuki kesinliğin sağlanması, düzenleyici çerçevenin netleşmesi, platformlar arasında uyum oluşturulması, güvenli mutabakat varlıklarının bulunması.
TOKENLEŞTİRİLMİŞ HİSSELERİN DEFİ STRATEJİLERİNDEKİ YERİ
Bu alanda gerçekleştirilen yeni çalışmalar, tokenleştirilmiş hisselerin merkeziyetsiz finans araçlarıyla hangi yollarla birlikte değerlendirilebileceğine odaklanıyor. Bitget, Reality ve Keyring’in 28 Ekim’de kamuoyuyla paylaştığı ortak araştırmada, “hisse baz stratejisi” (equity basis) adıyla bilinen modelin bütünüyle zincir üzerinde oluşturulması incelendi.
Bu model kapsamında tokenize bir hissede uzun pozisyon açılırken, aynı hissenin vadeli sürekli (perpetual) kontratında ters yönde kısa pozisyon oluşturuluyor. Strateji, hisse fiyatının dalgalanmasına karşı koruma sağlamayı ve fonlama oranının pozitif olduğu koşullarda fonlama ödemeleri üzerinden gelir üretmeyi amaçlıyor.
Bu yapıda Reality’nin tokenize hisseleri ile Keyring’in sadece uygunluğu doğrulanmış katılımcılara erişim sağlayan borç verme piyasaları, IPOR Fusion’ın zincir üstü kasa altyapısı ve 1Token’ın risk yönetimi araçları bir arada değerlendiriliyor. 15 Aralık 2025–19 Ekim 2026 dönemini içeren geriye dönük simülasyonda, brüt fonlama primi yüzde 11 ile yüzde 14 aralığında bulundu.
Fonlama, işlem ve likiditeye ilişkin maliyetler çıkarıldığında net yıllık getiri, test döneminde yaklaşık yüzde 7 düzeyinde, model dışı dönemde ise yaklaşık yüzde 4 seviyesinde kaldı. Araştırmada, bu oranların gerçekleşmiş getiriyi yansıtmadığı, tarihsel bir simülasyona dayandığı ve gelecekte elde edilecek sonuçlar için garanti oluşturmadığı özellikle belirtiliyor.
Bitget CEO’su Gracy Chen, bu gelişmeyi “Tokenize hisseler, hisse alıp satmanın ötesinde fırsatlar açıyor” sözleriyle değerlendirdi. Chen’in açıklamasına göre yatırımcılar, bu varlıkları teminat olarak değerlendirebiliyor, türev ürünlerle birlikte kullanabiliyor ve geçmişte ayrı platformlara ihtiyaç duyan stratejileri tek bir yapı altında toplayabiliyor.
Keyring kurucusu Alex McFarlane de stratejinin bütünüyle zincir üzerinde oluşturulmasının, daha geniş bir yatırımcı kitlesi açısından onu “daha şeffaf, programlanabilir ve erişilebilir” kıldığını ifade etti.
KULLANIM ALANLARIYLA BİRLİKTE RİSKLER DE ÇEŞİTLENİYOR
Araştırmada, bu nitelikteki stratejilerin kayda değer riskler de barındırdığı vurgulanıyor: Fonlama oranlarının negatif seviyeye geçmesi, stratejinin zarar üretmesine neden olabiliyor. Teminatın değerlenmesinde ortaya çıkan farklılıklar ile tasfiye riski, ilave maliyetler doğurabiliyor. Mutabakat süreçlerindeki gecikmeler, güvenilir fiyatlamaya duyulan ihtiyaç ve likidite yetersizliği, sonuçlar üzerinde doğrudan etkili oluyor.
IMF raporunda da benzer bir husus öne çıkıyor: Tokenize hisse işlemlerinin yarıdan fazlası geleneksel piyasaların işlem saatleri dışında yapılırken, işlemlerin yaklaşık yüzde 80’i bir tam hissenin altındaki tutarlardan oluşuyor. Bu görünüm, piyasada hâlâ büyük oranda küçük yatırımcıların ağırlık taşıdığına ve piyasanın sığ kaldığına işaret ediyor.
Bir varlığın tokenleştirilmiş olması, dayanak hissenin doğrudan mülkiyetinin sunduğu hukuki hakların her durumda aynısını vermiyor. Bu hakların sınırları, ihraç yapısı, saklama modeli ve yatırımcının yer aldığı ülkedeki mevzuat doğrultusunda farklılaşabiliyor. Tokenizasyonun DeFi ile buluşması, varlıkların değerlendirilebileceği alanları artırırken kaldıraç, likidite ve akıllı sözleşme kaynaklı riskleri de aynı yapıya dâhil ediyor.
Genel bilgilendirme için hazırlanan bu içerik, yatırım tavsiyesi olarak değerlendirilmemelidir. Tokenize varlıklar ile DeFi stratejileri; piyasa, likidite, karşı taraf, teknoloji ve mevzuata ilişkin riskler barındırır.

